Ekonomi Terimleri

İş Sözleşmesi

(Contract of employment) İşçilerle iş­veren arasındaki ilişkileri düzenleyen ve çalışma koşullarını içeren sözleşme­dir. Bu sözleşmeye hizmet akdi de denir.

İşten Çıkarma

(Lay off, firing, sacking) Ekonomideki dalgalanmalara bağlı olarak işverenin gördüğü lüzum üzerine işçinin geçici veya sürekli olarak işten çıkarılması­dır. İşveren çıkardığı işçiyi bu durumu önceden bildirmek zorundadır. İşveren bu

İştira Senedi

(Negotiating documentary bill) Öde­menin yapılacağı yerin farklılığından dolayı ıskontolu senetlere göre daha düşük bir bedelle kırdırılabilen çek, bono ve poliçe gibi senetlerdir.

İşveren

(Employer) Bir iş sözleşmesine daya­narak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel veya gerçek kişidir.

İşveren Sendikası

(Employer union) İşverenlerin ortak hak ve menfaatlerini korumak ve arala­rında dayanışma oluşturmak için kur­dukları sendikalardır.

İta Amiri

(Disburser of public funds) Devlet har­camalarının yapılması için sayman­lıklara talimat verme yetkisine sahip kamu yöneticisidir.

İtfa

(Redemption) 1- Bir borcun ödenerek ortadan kalkması durumudur. 2- Ano­nim şirket hisse senetlerinin yazılı de­ğerlerinin şirket temettülerinden ayrı­lan fonun kullanılmasıyla hisse senedi sahiplerine ödenmesini tanımlar.

İthalat

(Import) Bir ülkede yerleşik kişi ve ku- rumların diğer ülkelerdeki satıcılardan mal satın almasıdır. Ana mal gruplarına göre ithalat dağılımında yatırım malı, tüketim malı ve ara mallar ayrımı yapı­lır. Hammadde ve enerji ithalatı

İthalata Bağımlılık

(Import dependency) Türkiye ekono­misinde ihracatın ve üretimin artması ile ithalatın artışı arasında paralellik vardır. Örneğin demir çelik ihracatının artışı ancak hurda demir ithalatının da artmasıyla mümkün olabilmektedir. İh­ra

İthalat Eğilimi

(Propensity to import) Gelir ile ithalat arasındaki ilişkiyi belirleyen bir katsa­yıdır. Bu kavram için “ithal meyli” veya “ithalat meyli” kelimeleri de kullanı­lır. Herhangi bir milli gelir düzeyinde yapılan ithalatın gelir düzeyin

İthalat Kotası

(Import quota) Cari işlemler açığı ne­deniyle döviz sıkıntısı yaşayan ülkelerde başvurulan önlemlerden biridir. Kota veya kontenjan yönteminde belirli bir dönemde belirli mallardan ne kadar ithalat yapılacağı devlet tarafından ön­ce

İthalatta Fark Giderici Vergi

(Compensatory levy) Serbest ticaret koşullarında dünya fiyatlarının çok üs­tünde bir maliyetle mal üreten kesimle­ri korumak için uygulanan vergidir.

İthal Edilmiş Enflasyon

(Imported inflation) İthal edilen mal fi­yatlarındaki artışın yurt içinde üretilen malların maliyetini artırarak yarattığı enflasyondur. 1974 ve 1979 yıllarında ham petrol fiyatlarındaki yüksek oranlı artışlar Türkiye ekonomisinde e

İthal İkamesi Stratejisi

(Import substitution strategy) İthal edilen malları ülke içinde üreterek dış ticaret açığını azaltmayı amaçlayan bu strateji 19. yüzyılda iktisatçılar ve dev­let adamları tarafından savunulmuş ve yaygın kullanım alanı bulmuştu. ABD’

İtibari Değer

(Nominal price) Menkul değerlerin üzerinde yazılı olan fiyatlarıdır. Men­kul değeri ihraç eden firmanın veya kamu tüzel kişiliğinin belirlediği fiyat itibari değer olarak adlandırılır.

İtibari Para

(Fiduciary money) Ödeme aracı olarak değerini yasalardan alan ve piyasada temsil ettiği satın alma gücü üretim maliyetinden karşılaştırılamayacak ka­dar büyük olan paradır.

İzafi Kira

(Imputed rent) Konutların ve diğer ya­pıların, sahipleri tarafından kullanıldı­ğında nakdi bir gelir getirmemekte, an­cak kiraya verildiğinde sağlayacağı gelir kadar bir fayda sağlamaktadır. Bu “izafi gelir” milli gelir hesaplarında

İzin Verilebilir Azami Yoğunluk

(Maximum permissible concentrati­on) Normal ölçüde teneffüs edildiğin­de ya da tüketildiğinde, kritik bir organ için azami makul dozu geçmeyen, ha­vada, suda, sütte ve benzer maddelerde bulunan radyoizotop yoğunluğudur.