Segmentasyon

(Segmentation) Segmentasyon tüketici kitlesinin cinsiyet, yaş, gelir ve eğitim grupları, coğrafi bölge, dünya görüşü, değerler ve hayat tarzı gibi kriterlere göre bölümlenmesini ifade eder. Seg- mentasyon analizinde tüketici kitlesini bir bütün olarak ele almak yerine, top­lum farklı gruplara bölünerek incelenir. Bir bütün olarak bakıldığında insanların eğilim ve davranışlarını incelemek ve nasıl değiştiğini görmek neredeyse im­kânsızdır. Ancak farklı toplum kesimleri ayrı ayrı incelendiğinde belirli sonuçla­ra ulaşmak mümkündür. Belirlenen bir tüketici segmentinin, ne düşündüğünü, neyi ve nasıl talep ettiğini araştırmak çok daha kolay olur. Mevcut ürününe yeni müşteri bulmak isteyen profesyo­nel de neyi nasıl yapacağını bu analiz sa­yesinde daha kolay belirleyebilir.

19. yüzyılda ülkelerdeki yerel pazarlar ulaşım imkânlarının yetersizliği ve bir lojistik örgütlenmesi bulunmadığı için pazarlar birbirinden kopuk olarak fa­aliyet gösterirdi. Bu pazar bölünmesi ABD’de 1880’e kadar devam etti. 1880 ile 1920 arasında bölünmüş pazarlar birbirine bağlandı ve bir ulusal pazar­dan söz edilir oldu. Kitlesel pazarlama­dan, pazarın segmentasyonuna geçiş süreci esasında 1920’den sonra başladı ama uygulamanın adı konmadı ve konu ile ilgili tartışmalar yapılmadı. Wendell R. Smith’in 1956’da yayınlanan “Produ­ct Differentiation and Market Segmen­tation as Alternative Market Strategy” adlı makalesinden sonra Türkçeye “bölümlenme” olarak çevrilebilecek “segmentasyon” terimi konusunda tar­tışmalar başladı. 1960 ile 1980 arasında segmentasyon olgusu yaygınlaştı. 1980 sonrasında ise daha dar kapsamlı tü­ketici segmentleri hedef alınır oldu. Bu uygulama hipersegmentasyon olarak adlandırıldı. Diğer iki segmentasyon türü ise şunlar oldu:

Psikografik segmentasyon: Tüketi­cilerin hayat tarzı kategorilerine, aktivitelerine, ilgi alanlarına ve fikirlerine dayalı olarak yapılan pazar bölümlendirmesidir.

Davranışsal segmentasyon: Tüketi­ciler ile ilgili verilerin artması ve bun­ların derlenmesinin ve analizinin ko­laylaşması sonrasında tüketiciler satın alma ve kullanım alışkanlıkları açısın­dan da segmentlere ayrılmaktadır. Davranışsal iktisat ile ilgili araştırmaların ve tezlerin artması da bu tür çalışmala­ra ışık tutmaktadır.

Türkiye’de durum: Türkiye’de kitle­sel pazarlama dönemi 1950’de başladı. Ulaşım araçlarını artması ve ekonomi­nin büyümesi sayesinde iç pazar geniş­ledi ve bütünleşti. Pazardaki segmen­tasyon süreci 1980’den sonra hızlandı. Segmentasyon analizi, doğru kişiye yanlış mesaj, ilgisiz kişiye de doğru mesaj iletilmesini önler. Bu niteliği ile segmentasyon analizi, reklamcılıkta, gazete ve dergi yayıncılığında, sendika­cılık ve sivil toplum örgütleri ile Türkiye çapında siyasette de kullanım alanı bulur. Kimin, nasıl düşündüğü, neyi özlediği, nasıl karar aldığı konusundaki araştırma ve analizler, kampanyaların daha etkili olmasına imkân verir. Segmentasyonda ortak özellik ve nite­liklere sahip hedef kitledeki kişi sayı­sının yeterince büyük olması gerekir. Aksi takdirde, satışlar düşük kalacağı için bu tür bir analiz yarar sağlayamaz.