‘Siber Güvenlik Yasası’ ile Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor

Türkiye, dijital dünyada giderek artan tehditlere karşı önemli bir adım atarak Siber Güvenlik Yasası’nı yürürlüğe koydu. Uzmanlara göre, bu yasa Türkiye’nin siber tehditlere karşı daha güçlü bir savunma mekanizması oluşturmasını sağlayacak. Ancak iş dünyası ve bireyler için ciddi sorumluluklar da beraberinde geliyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
‘Siber Güvenlik Yasası’ ile Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor

EMRAH GÜÇLÜ
Siber Güvenlik Uzmanı

Yeni yasa Türkiye’nin dijital altyapısını koruma yolunda bir milat olacak. Bugüne kadar siber güvenlik birçok şirket için göz ardı edilen bir konuydu. Ancak artık bu yasa ile birlikte siber güvenlik bir seçenek değil, zorunluluk haline geldi. Şirketler, sadece teknoloji yatırımlarıyla değil, güvenlik kültürünü içselleştirerek bu sürece adapte olmak zorunda. Aksi halde ciddi maddi kayıplar ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirler. Yasa, şirketlerin siber güvenlik önlemlerini sıkılaştırmasını zorunlu hale getirirken, bireylerin de dijital güvenlik farkındalığını artırmasını gerektiriyor. Özellikle büyük veri sızıntıları ile siber saldırıların arttığı bu dönemde, şirketlerin sadece teknik tedbirlerle yetinmemesi, siber güvenliğin bir iş kültürü haline getirmesi gerekiyor.

‘Bize bir şey olmaz’ deme
Bugün bir siber saldırının maliyeti, bir firmanın yıllık cirosuna denk gelebiliyor. Türkiye’deki şirketlerin birçoğu hala, ‘Bize bir şey olmaz’ mantığında ilerliyor. Ancak unutulmaması gereken bir şey var. Hackerlar hedef ayırt etmez, zayıf noktaları arar. Yeni yasa, şirketlerin bu zayıf noktaları ortadan kaldırmasını şart koşuyor. Özellikle kritik altyapılar ve büyük veri işleyen sektörlerde artık güvenlik açıkları sadece şirketin değil, yöneticilerin de sorumluluğu haline geldi.

Bireylerin katkısı şart
Öte yandan bireyler açısından da önemli değişiklikler gündeme geliyor. Artık kişisel verilerin izinsiz toplanması ve paylaşılmasına çok daha ağır cezalar verilecek. Sosyal medya hesaplarından banka bilgilerine kadar geniş bir yelpazede bireyler kendi güvenliklerini sağlamalı, kişisel siber farkındalık artmalı. Birçok insan güçlü şifreler kullanmak, sahte e-postalara karşı dikkatli olmak veya iki aşamalı doğrulama kullanmak gibi basit ama etkili güvenlik önlemlerini es geçiyor. Ancak unutulmamalı ki en büyük saldırılar en küçük hatalardan doğuyor. Yeni yasa, bireyleri daha fazla koruyacak ama bireylerin de bu korunmaya katkı sağlaması şart.

Hepimizin ortak sorumluluğu
Türkiye’de her geçen gün artan siber saldırılara ve tehditlere karşı daha güçlü önlemler alınması artık kaçınılmaz. Siber güvenlik artık sadece devletin ya da büyük şirketlerin meselesi değil, hepimizin ortak sorumluluğu. Eğer bu yeni yasayı bir fırsat olarak değerlendirirsek, Türkiye’yi siber tehditlere karşı daha dirençli bir hale getirebiliriz. Ancak bunu sadece yasal zorunluluk olarak görmek ve kâğıt üzerinde önlemler almak yeterli değil. Siber güvenlik bir kültürdür ve bu kültürü oluşturmadığımız sürece en iyi yasalar bile bizi koruyamaz. Yeni yasa, Türkiye’nin dijital ekosistemini daha güvenli hale getirmeyi amaçlıyor. Ancak uzmanlar, bu düzenlemenin başarısının büyük ölçüde şirketlerin ve bireylerin alacağı proaktif önlemlere bağlı olduğunu vurguluyor. Siber tehditlere karşı daha güçlü bir Türkiye için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?
Yorum yapmak için tıklayınız
Şehirler