İhracatçı zorlu 2025’i aşmak için daha fazla destek istiyor
Döviz kurlarındaki baskı, yüksek maliyetler ve istihdam kaybı gibi sorunlar, pek çok sektörde 2025 yılına yönelik beklentileri minimum seviyeye çekmiş durumda. Ekonomi yönetiminden daha fazla destek talep eden sanayiciler, 2025 yılını yeni stratejiler ve reformlarla karşılamanın gerekliliğini vurgularken, Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) sona erdirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
ESRA ÖZARFAT
BURSA - Zor bir yılı geride bırakmaya hazırlanan iş dünyası 2025’ten de çok umutlu değil. Ekonomi yönetiminden daha fazla destek talep eden ihracatçılar, 2025 yılının yeni stratejiler ve reformlarla karşılanmasının gerektiğini vurguluyor. Beklenti kur artışının ötesinde kredi destekleri, vergi muafiyetleri ve istihdam kolaylıkları gibi çok yönlü müdahaleler içeriyor. Öte yandan 2025’in zorlu ekonomik şartlarının yanı sıra önemli fırsatlar da sunabileceği görüşü de var.
Markalaşma, teknolojik dönüşüm ve kapsamlı destek paketleriyle üretim ve ihracatın sürdürülebilir bir şekilde artması öncelikli talepler arasında. Ancak piyasanın ani şoklardan korunması gerektiği ve istikrarlı bir ekonomi yönetiminin önem taşıdığı da vurgulanıyor. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) Başkanı Özkan Kamiloğlu, özellikle kur korumalı mevduatın ihracatçı üzerindeki etkilerine işaret etti. Kamiloğlu, “KKM konusu çözülmedikçe döviz kurunun yükseleceğini tahmin etmiyorum. Şu anda büyük ölçüde zarar ediyoruz. Maliyetler alabildiğine yükseldi, asgari ücrette de artış yapılacak. Ancak çok radikal kararlar alınması gerekiyor. KKM ve carry trade sevdasından vazgeçilmeli. Paradan para kazanan bir kitle oluştu. İhracatçının çıkışı kur ile olmaz” dedi.
“Tarımsal üretim düşecek”
Kur artsa bile birkaç ay içinde yine aynı döngüye girilebileceğine vurgu yapan Özkan Kamiloğlu, ihracatın farklı enstrümanlarla desteklenmesi gerektiğini savundu. Artan maliyetlerin üreticileri de zorladığına işaret eden Özkan Kamiloğlu, “İşletmemizde eski stoklarımız olmasa ayakta kalmamız zor. Tarımda girdiler alabildiğine yüksek. Çiftçiler traktörlerine mazot koyamıyorlar. Dolayısıyla üretim düşecek. Çiftçiler kendi kabuğuna çekiliyor. Bu nedenle taahhüt almıyor. Bizler de küçüleceğiz ve ayakta durmaya gayret edeceğiz. İyimser değilim” değerlendirmesini yaptı.
“2025 hem zorluk hem fırsat barındırıyor”
Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Başkanı Nilüfer Çevikel döviz alımında uygulanan vergilerin ihracatçıyı köşeye sıkıştırdığını ifade etti. Çevikel, “İhracatçının üretim yapmasını teşvik edecek adımlar atılmalı. Dünya genelinde üretim ve istihdamı desteklemek için vergi indirimleri, enerji teşvikleri gibi politikalar uygulanıyor. Türkiye’nin de bu politikaları benimsemesi şart. Dünyada hiçbir ülke yoktur ki ek vergi ya da kur baskılama ile ekonomik kriz atlatmış olsun. 2025’in zorlu geçeceğini biliyoruz ancak bu zorluklar da içinde birçok fırsat barındıracak. Kesinlikle piyasada ani şoklara neden olacak bir olay zarar verir. Ayrıca, markalaşmaya odaklanmalı ve nihai tüketiciye kendi markamızla ulaşmalıyız” şeklinde konuştu.
“Kur baskısı üretimi tehdit ediyor”
Elvin Tekstil Genel Müdür Yardımcısı Osman Canik de döviz kurlarındaki baskının sanayi üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını dile getirdi. Canik, şunları söyledi: “Son iki yılda döviz bazında yüzde 50’nin üzerinde artan maliyetlere rağmen ihracat fiyatlarımızı yükseltemedik. İç piyasadaki talep düşüşü, firmaları ihracata yönlendirdi ancak bu karlılığı ciddi şekilde azalttı. Eğer döviz kurlarına baskı devam ederse işten çıkarmalar kaçınılmaz hale gelecek ve sanayimiz kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.”
Güleser Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Ocak ise döviz kurunun yanı sıra üretim anlayışında köklü değişimlerin gerekliliğine dikkati çekti. Ocak, “Sorun yalnızca döviz değil. Şirketlerin üretim hatlarından teknolojilerine kadar yeniden yapılanması gerekiyor. Aksi halde döviz artışı dahi sorunları çözmeyecektir” değerlendirmesini yaptı.