Vergi düzenlemeleri nasıl gelişiyor, bilen var mı?

Nevzat SAYGILIOĞLU
Nevzat SAYGILIOĞLU EKO ANKARA

Malum vergi konusu; sokaktaki vatandaştan Meclis’teki parlamentere, pazardaki esnaftan, sosyal medyadaki ünlü ve ünsüzlere kadar hemen herkesin diline pelesenk olmuş bir konu. 

Adeta futbol gibi bir konu; ağzı olan konuşuyor. Herkes hakem, herkes teknik direktör…

Vergi konusu gündeme geldiğinde, Marmara Üniversitesi Maliye hocası ve Türk Sanat Müziği’nin duayeni ve arşivi konumunda merhum Prof. Dr. Halil Nadaroğlu, döneminin Şair-i Azamı (Büyük Şairi) olarak adlandırılan Abdülhak Hamit Tarhan’ın bir betimlemesini anlatırdı. Abdülhak Hamit, galiba Paris’teki görevi sırasında aşık olduğu Valerie adlı Fransız sevgilisinin fotoğrafının üzerine yazdığı “Sensiz de olmuyor, seninle de olmuyor” ifadesini kullanırdı.

Yani ne vergiyle oluyor, ne de vergisiz oluyor derdi.

Devletten ayrılıp Gazi Üniversitesi’ne geçince Bölüm Başkanımız ve kadim dostum merhum Prof. Dr. Şükrü Kızılot, sağlam bir vergi geçmişinden gelmiş olmamız nedeniyle benim vergi derslerini yürütmemi isterdi. Ben de vergi derslerini almazdım, maliye politikası derslerini yürütürdüm, sadece doktora ve yüksek lisans programında vergi planlaması başlıklı sentez dersini yapardım. Niçin bu dersi vermediğimi sorduğunda da her seferinde “olmayan şey anlatılmaz” derdim.

Gerçekten de Türkiye’de doğru dürüst bir vergi düzeni yok. Vergi kaybı zaten diz boyu. Vergide adaletsizlik ve vergi tahsilatındaki düzensizlik kronikleşmiş durumda. İmar barışı gibi yıkıcı etkileri olan ve sayısı 10’u geçen vergi barışı (!) sonuçları zaten ortada... Ekonominin neredeyse üçte biri ve bazı sektörlerde yarısına yakını kayıt dışı. Aslında vergi konusu, daha doğrusu sorunu belki son 40-50 yılın ama özellikle de son 20 yılın temel sıkıntılarından biri. 

Bu yazımızda vergi düzenlemesinin usulü ne olmalı diye onun üzerinde durmak istiyoruz.

Bundan 3 hafta kadar önce kamuoyuna sızdırılan ve şimdilerde de sahipsiz bırakılan taslak metin sonrası Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in iş dünyasına sunduğu çalışma da çok tatmin edici değil galiba.

Her şeyden önce vergi düzenlemelerini 2024-2026 Orta Vadeli Programı’na (OVP) sıkıştırmak doğru değildi. Önümüzde 2 yıl kaldı, oysa hangi vergi düzenlemesi olursa olsun oturması ve sonuçlarının alınması çok daha uzun yılları gerektiriyor. 

Kaldı ki genel seçimlerin üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçti. Genel seçimler sonrası yerel yönetim seçimleri geldiği için yeni bir düzenlemeye gidilmemesi normaldi. Ancak, 31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden de 3 ay geçti. Şimdi Meclis’in tatile gireceği son günlere bırakılmış durumda.

Aslında bu kadar önemli bir konu,2024-2028 dönemi Beş yıllık Kalkınma Planı’na alınsa ve bir yandan da mutfak çalışması başlatılsa idi çok daha iyi olurdu. Olmadı. 

Şimdi temelde şöyle bir açmaz ya da belirsizlik var. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 2024 yılı bütçesi için galiba ilave 1 trilyon lira kaynak arıyor. Bu şekilde öngörülen 2,6 trilyon lira bütçe açığını düşürmeyi ve finans çevrelerine iyi bir performans sergilemeyi hedefliyor. 

Ancak kamuoyu ile paylaşılan ve dün de iş dünyasına anlatılan vergi düzenlemeleri bu hedeflerden çok uzakta ve farklı gelişiyor. Zira Mehmet Şimşek’in daha uzun vadeli sonuçları olan düzenlemeler üzerinde durduğu anlaşılıyor.

Yabancı şirketler için yüzde 15 asgari kurumlar vergisi konusu genel kabul görmüş durumda. Ancak yerli yani tam mükellef Türk şirketlerinin de asgari kurumlar vergisi ödemesi isteniyor. Bu düzenleme Hükümet ya da Külliye tarafından aynen benimsense de ne yazık ki sağlıklı olmayan bir şekilde yürürlük 2024 yılı başına kaydırılsa da en erken vergi gelirinin 2025 yılı Nisan ayında sağlanacağı anlaşılıyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz yıla bir katkısı olmuyor.

Yeni düzenleme olarak ısrar edilen bir diğer konu da KDV mükelleflerinin devreden alacaklarının iade edilmesi hususu. Yani mükelleflerin alışları sırasında ödedikleri KDV’nin satışları üzerinden tahsil ettikleri KDV’den fazla olması halinde lehlerine alacağının iade edilmesi konusu. Maliye’nin resmi kayıtlarına göre 1,2 milyon KDV mükellefinin 5 yıldır devreden KDV alacağı 675 milyar lira. Bu arada tamamının 1 trilyon lirayı aştığını hatırlatalım.

Bulunan formül şu: KDV alacağı olan mükellefler 5 yıl süresince indiremedikleri KDV tutarları için vergi incelemesi yapılacak ve inceleme sonucu bu tutarlar gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınacak. Bu düzenlemenin iki tuzağı var. Birincisi, 5 yıl içinde yaşanacak enflasyonun KDV alacağını güdük hale getirmesi. İkincisi de gider kaydının vergi incelemesine bağlanması. 

Şimdi de biz buna “vergi reformu” diyeceğiz, öyle mi?... Neresinde bunun vergi adaleti ve mükellef hakkı?

Peki Mehmet Şimşek ne yapmalıydı?.,, Çok net ve kısa bir cevap verelim. Hükümetin OVP’de de ifade ettiği gibi, 2024 yılı için ilave kaynak yaratma adına geçtiğimiz Nisan-Mayıs aylarında vergi harcamaları kalemlerini ayıklasaydı çok daha iyi olurdu. 

Aslında vergi düzenlemeleri için uygun bir klimanın olmadığını galiba sadece Mehmet Şimşek bilmiyordu. 

 

 

 

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar