Satış gücü çalışanlarının ‘anlam bulma’ duygusunu yükseltecek nüanslar

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Yücel Uygun
DBA Consulting Eğitim ve Danışmanlık

 “Sorumluluk bilinci bir insanın

yaşamının anlamının kökleridir.

Sorumluluğunu keşfetmemiş

 insan yaşamında anlam bulamaz.” 

Doğan Cüceloğlu

Şüphesiz ki yaşadığımız sürece bir anlam arayışı içinde bulunuyoruz. Gerekli anlam duygusunu yakaladığımızda ise gönlümüz doyuyor ve kendimizi daha çok tatmin olmuş hissediyoruz. Çalışırken de öyle… Çalışmalarımızda bir anlam bulamazsak etrafa huzursuz, sığ bir enerji yayıyoruz. Bir de icra edilen meslek sürekli insanlarla iletişim halinde olduğumuz türden bir iş koluysa bu konunun önemi daha çok artıyor. Çünkü çalışanda, ‘anlam bulma duygusu’ sırasında oluşan ruh hali müşterilere ve diğer işletme paydaşlarına da yansıyor.

Satış mesleğini icra eden çalışanların anlam bulmalarına katkı sağlayacak birkaç yaklaşım aşağıdaki gibidir:

- Güne başlarken: Çoğu satış temsilcisi günün başında, çeşitli kaygılara sahip olabiliyor; kimlerle temas kuracağım, görüşmem nasıl geçecek, satış gerçekleşecek mi, beni reddedilecekler mi? vb. “Sürekli satış yapmak veya birilerini ikna etmek zorundayım” düşüncesinin yerine “Tanıtmış olduğum ürünler, insanların/şirketlerin ihtiyacını gideriyor ve bu eylemimle onlara fayda sağlamış oluyorum” şeklinde bir düşünceye sahip olmak, çalışanın enerjisini yükselterek kendisini iyi hissetmesini sağlar. 

- İletişim halindeyken: Satış mesleği, genelde tebessüm halinde olmayı gerektirir. Ve malum anlık/günlük duygu değişimlerinden dolayı bunu koruyabilen az çalışan vardır. Çünkü bu öz denetim, çok kuvvetli bir duygusal zekâ gerektirir. Satış temsilcisi “Sürekli tebessüm etmek çok zor” demek yerine, bunun faydasına odaklanabilir. Duyguların bulaşıcı olması ilkesinden yola çıkarsak, çalışan tebessümü ile başkalarına da güzel enerjisini bulaştırmış olur. Ve pozitif yaklaşım, satış mesleğinde sürdürülebilir başarı oluşturmanın ana katalizörüdür. Ve maalesef günümüzde birçok çalışan, bu konuda yetersiz kalıyor. 

- Yeni hedefleri karşılarken: Hedefler konusunda da bir anlam duygusu oluşturmadığımızda, satış hedefleri bir süre sonra canımızı sıkmaya başlar. Dönem başlarında sürekli sıfırlanan satış tabloları, çalışanların kâbusu olur. Oysa hedefler, para kazanmanın yanında geleceğimizi oluşturan, bizleri hayata bağlayan ve olmak istediğimiz kişiye dönüştüren çok önemli bir unsurdur. Ayrıca dönem başlarında raporlardaki rakamlar sıfırlanır fakat tecrübe hanemizdeki rakamlar yükselmeye devam eder ve zaman ilerledikçe kariyerimizi inşa etme yolunda ilerlemiş oluruz. 

- Zor müşterilerle mücadele ederken: Yine çoğu satış temsilcisi bu konuda tahammülsüzdür. Zor kişilerin davranışını kişisel algılama eğilimindelerdir. Zor müşterilerle doğru bir şekilde mücadele etmemiz iletişim yeteneğimizi geliştirir. Ve bu tarz müşterilerle kurmuş olduğumuz iletişimde başarılı oldukça, mesleki açıdan saygınlığımız da yükselir. Onların dilinden konuşmak, kolay değildir. Bu doğrudur. Fakat bu mesleği tercih eden bir çalışanın zorlu kişilere karşı hazırlıklı olması gerekir. (Bknz: https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/zor-musterilerle-basa-cikma-yontemleri/636772) 

- Zorlu dönemlerin üstesinden gelirken: Hayatta hiçbir şeyin tekdüze olmadığı gibi, meslekte -veya özel yaşamda- bizi zorlayacak durumların oluşması çok muhtemeldir. Yıl içindeki -önceden bildiğimiz- zorlu dönemler, hedeflerin gerçekleşmemesi, aniden ortaya çıkan krizler veya özel yaşamda karşılaştığımız bir sorun motivasyon düşürücü olabilir. Bu durumlar karşısında proaktif davranmak, önceden oluşturduğumuz kriz harekât planını bir an önce devreye sokmak gerekir. Ruminasyondan, yani zihinde tekrar eden olumsuz duygulardan kaçınmak gerekir. Bu tarz zorlu dönemlerin faydası ise, çalışanın gelecekte, satışta veya liderlikte oluşabilecek yeni krizlere karşı donanımının yükselmesidir. Çalışan içinde bulunduğu zorlu dönemden, gelecekteki güzel günlere bir köprü oluşturabilir. Zorlu geçen günleri, gelecekteki güzel günlerin peşin ödenen faizi gibi düşünebilir. Zorlu dönemlerde bir anlam duygusu yakalayabilen çalışan, daha çok mücadeleci bir tutum göstermek isteyecektir ve içinde bulunduğu duruma yönelik gereksiz bir serzenişte bulunmayacaktır. Zor dönemlerin dozu bazen yükseldiğinde, Nietzsche’nin o meşhur sözünü hatırlamamızda fayda vardır: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla dayanabilir.”   

Evet, çalışırken mesleki bir anlam duygusu içinde olmak bize çok şey katar; günümüz güzelleşir, kendimizin ve başkalarının enerjisini yükseltmiş oluruz, akışa gireriz, yaşamdan aldığımız tatmin duygusu yükselir, kendimizi değerli hissederiz ve başkalarını mutlu ettiğimiz için biz de mutlu oluruz.  

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar