'Adalet hedefi yarıda kaldı, üç yıl öncesine dönüldü'
Meclis'e sunulan bütçe teklifini eleştiren CHP’li Akdoğan, Adalet Bakanlığının “Adil, güven veren ve etkin bir adalet sistemini sağlamak” programı kapsamında ortaya konulan veriler hakkında, "İktidar hayali hedefler koymak yerine mevcut durumu ve nedenlerini objektif kriterlerle değerlendirse bu tabloyu değiştirmek ve ideal olan hedeflere ulaşmak zor değil.” dedi.
CHP Ankara Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Üyesi Umut Akdoğan, Adalet Bakanlığının TBMM’ye sunulan 2024 yılı Bütçe Teklifi’ni değerlendirdi.
Bakanlığın “Adil, güven veren ve etkin bir adalet sistemini sağlamak” programı kapsamında ortaya konulan verilerin hedeflerinden uzaklaştığını ortaya koyduğunu söyleyen Akdoğan, hakim ve savcı başına düşen dosya sayılarında ciddi artışlar yaşandığını, bakanlığın neredeyse 2021 yılı hedeflerine geri dönmek zorunda kaldığını belirtti.
2021 yılında hakim başına ortalama 747 dosya düşerken, bu sayının bu yıl 835’i bulduğuna dikkat çeken Akdoğan, “Bakanlığın verilerine baktığımızda 2021 yılında hakim başına ortalama 747 dosyanın düştüğünü görüyoruz. Bakanlık 2022 yılında hakim başına düşen ortalama dosya sayısını 621’e düşürmeyi hedeflemişti ancak bırakın düşmeyi, 2022 yılında bu sayı 785’e çıktı. Bu yıl ise hedef 741’di ama hakim başına düşen dosya sayısı şimdiden 835’e ulaşmış durumda. Bakanlık da bu durumda 714 olarak öngördüğü 2024 hedefini 830 olarak güncellemek zorunda kaldı. İktidar hayali hedefler koymak yerine mevcut durumu ve nedenlerini objektif kriterlerle değerlendirse bu tabloyu değiştirmek ve ideal olan hedeflere ulaşmak zor değil.” dedi.
Savcı başına düşen dosya sayısına da dikkat çeken Akdoğan, şunları söyledi: “2021 yılında savcı başına ortalama bin 421 dosya düşmüştü. 2022’de bin 313’e düşürülmesi hedeflendi ancak burada da düşmenin aksine artış yaşandı ve yıl sonunda savcı başına bin 543 dosyanın düştüğü görüldü. 2023 yılında savcı başına 300 dosya hedeflenmişti ancak bu yıl halihazırda savcı başına düzen dosya sayısı bin 580’e ulaştı, yine burada da hedefler güncellenmek zorunda kaldı 2024 hedefi bin 275 iken bin 550 olarak revize edildi.”
"Kişi başına düşen hakim ve savcı sayısı da düşüyor"
Akdoğan, “yüz bin kişiye düşen hakim ve savcı” sayılarında da bir iyileşme yaşanmadığını söyledi. Akdoğan’ın verdiği bilgilere göre 2021’de yüz bin kişiye 18 hakim düşerken, bu sayının 2022’de 20’ye çıkarılması hedeflendi ancak 2022 sonunda 18.21’de kaldı. 2023’te de 20.5 olarak planlanmıştı fakat bu yıl sonunda 18.6’ya düşmesi bekleniyor. Bakanlık da 2024 hedefini 19 olarak güncelledi.
Akdoğan, “yüz bin kişiye düşen savcı” sayısında da 2021 yılına dönüldüğünü belirtti. Akdoğan, “2021 yılında yüz bin kişiye 9 savcı düşmüştü. 2022 hedefi 10’du ancak 8.77’ye geriledi. 2023’te bu rakam 8.68’e gerilerken, 2024 hedefi, 2021’de olduğu gibi 9 olarak belirlenmek zorunda kaldı.” dedi.
"Bir idari dava ortalama 198 günde görülüyor"
Akdoğan, ceza, hukuk ve idari davaların ortalama görülme sürelerine de dikkat çekti. 2021 yılında bir idari davanın 196 günde görüldüğünü hatırlatan Akdoğan, “İdari davalarda çoğunlukla dosyalar dilekçe incelemesi üzerinden ve duruşmasız görülür. Buna rağmen, 2023 yılına geldiğimizde bir idari davanın ortalama görülme süresi 198’e ulaşmış durumda. 2024’te de belirgin bir iyileşme hedeflenmiyor. Bakanlık, 2024 yılında bir idari davanın ortalama 193 günde görülebileceğini öngörüyor.” ifadelerini kullandı.
Akdoğan, bir ceza davasının da 2021’de 272 günde görülürken bu yıl 248 günde görüldüğünü, 2024’te ise yalnızca 242’ye düşürülmesinin hedeflendiğini belirtti.
Akdoğan, hukuk davalarının ortalama görülme süresinde de belirgin bir iyileşme yaşanmadığını söyledi.
“Adil, objektif ve liyakatli atamalar yapılmalı”
Akdoğan, “Burada kanayan bir yara var. Bu yaraya öncelikle acil bir müdahale yapılmalı ki hasta ölmesin. Bu yaranın sebebini tespit ve tedavisi için ise doğru adımlar atılması gerekiyor. Bakanlığın 2023 yılında yayınladığı Performans Programına baktığımızda hakim ve savcı kadrosunda 5.523 boş kadro bulunduğunu görüyoruz. Bu kadrolara yapılacak adil ve liyakatli atamaların hastayı kaybetmemek için yapılabilecek ilk acil müdahale olabilecektir, bu müdahale mevcut kadroların yükünü bir nebze hafifleteceği gibi vatandaşın da adalete erişimini bir nebze iyileştirir. Ancak bu acil müdahalenin ardından yapılması gereken yargımızı bu duruma getiren sebeplerin derinlikli olarak ele alınması, hakim ve savcıların üzerindeki iş yükünün ötesinde yargıya güveni de yeniden tesis edecek adımların atılmasıdır.” dedi.