Bölgesel çatışmalar ve iklim krizi gıda arz güvenliğini olumsuz etkiliyor
FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, "Son dönemde artan bölgesel çatışmalar, iklim krizi ve ekonomik belirsizlikler, bazı ülkeleri gıda ve tarımsal ürün ihracatında korumacı tedbirler almaya yöneltiyor. Bu gelişmeler gıda arz güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye, un pazarının yüzde 23'ünü elinde bulunduruyor ve makarna üretiminde dünyada ikinci sırada yer alıyor. Türkiye, gıda güvenliği açısından bugün için risk taşımıyor" dedi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, bölgesel çatışmalar, iklim krizi ve ekonomik belirsizliklerin ülkeleri gıda ve tarımsal ürün ihracatında korumacı tedbirler almaya yönelttiğini belirterek, "Bu gelişmeler gıda arz güvenliğini tehdit ediyor." dedi.
Selışık, AA muhabirine, dünyada son dönemde artan bölgesel çatışmaların en çok etkilediği sektörlerden birinin de tarım olduğunu söyledi.
Ülkelerin tarımsal politikalarında korumacı bir tavır içine girdiklerine dikkati çeken Selışık, "Son dönemde artan bölgesel çatışmalar, iklim krizi ve ekonomik belirsizlikler, bazı ülkeleri gıda ve tarımsal ürün ihracatında korumacı tedbirler almaya yöneltiyor. Bu gelişmeler gıda arz güvenliğini tehdit ediyor. FAO olarak, küresel gıda ticaretinin adil, şeffaf ve sürdürülebilir olması gerektiğini vurguluyoruz. Gıda güvenliği açısından küçük çiftçilerin korunmasını ve ekonomik-ekolojik sürdürülebilirlik kriterlerinin gözetilmesini öneriyoruz." diye konuştu.
Savaş ve gerilimlerin etkisi
Selışık, küresel tarım ve gıda tedarik zincirinin iç içe geçmiş büyük bir ağ olduğunu ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
"Zincirdeki kopmalar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda güvenliği risklerini artırıyor. Örneğin, Rusya-Ukrayna Savaşı ve korumacı politikalar, buğday ve gübre gibi temel tarım girdilerine erişimi zorlaştırarak küresel enflasyonu tetiklemiştir. Çünkü 50'den fazla ülke, buğday ihtiyacının yüzde 30'undan fazlasında Rusya ve Ukrayna'ya bağımlı. Ayrıca Rusya, küresel gübre üretiminin yüzde 14'ünü sağlıyor ve Avrupa'daki birçok ülke gübre arzının yüzde 50'sinde Rusya'ya bağımlı."
Çin'in dünya nüfusunun yüzde 20'sine ev sahipliği yaparken küresel gıda üretiminin yüzde 25'ini tek başına karşıladığı bilgisini veren Selışık, bu durumun söz konusu ülkede yaşanacak bir problemin tüm dünyayı etkileyeceğini ortaya koyduğunu anlattı.
Selışık, Kovid-19 salgını döneminde de tedarik zincirini zorlayan benzer kısıtlamaların yaşandığını hatırlatarak, FAO olarak ihracat engellerinin kaldırılması gerektiğini savunduklarını dile getirdi.
"Türkiye, komşu ülkeler için de kritik rol üstleniyor"
Türkiye'nin tarım ve gıda üretiminde büyük bir ekonomik güç olduğunu vurgulayan Selışık, sözlerini şöyle tamamladı:
"Türkiye, un pazarının yüzde 23'ünü elinde bulunduruyor ve makarna üretiminde dünyada ikinci sırada yer alıyor. Zeytin, fındık gibi ürünlerde ise lider ülkelerden biri ancak un ve makarna endüstrisi için buğday ithalatına ihtiyaç duyuyor. Türkiye, gıda güvenliği açısından bugün için risk taşımıyor. Bununla birlikte, ham maddede küresel sisteme bağlı olduğu için ihracat yasaklarından etkilenmesi söz konusu. Öte yandan, güçlü tarımsal potansiyeli, ürün çeşitliliği sayesinde yalnızca kendi gıda güvenliğini değil, Irak ve Suriye gibi komşu ülkeler için de kritik rol üstleniyor."
Değerli ekonomim.com okurları,
ekonomim.com ekibi olarak Türkiye'de ve dünyada yaşanan, haber değeri taşıyan gelişmeleri sizlere en hızlı, tarafsız ve kapsamlı şekilde sunmak için çalışıyoruz. Bu süreçte sunduğumuz haberlerle ilgili eleştiri, görüş ve yorumlarınız bizim için çok değerli. Ancak, karşılıklı saygı ve hukuka uygunluk çerçevesinde, daha sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturmak adına yorum platformumuzda uyguladığımız bazı kurallarımız bulunmaktadır.
Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (diğer okurlara yönelik olanlar da dahil) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık içermesi durumunda, yorum editörlerimiz bu yorumları onaylamayacak ve silecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar arasında aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemleri de yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur, bu nedenle bu tür yorumlar da ekonomim.com sayfalarında yer almayacaktır.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu kanıtlanamayan iddia, itham ve karalama içeren, halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.
Markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmaz ve silinir. Aynı şekilde, bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmaz ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Diğer web sitelerinden alınan bağlantılar ekonomim.com yorum alanında paylaşılamaz.
ekonomim.com yorum alanında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan kullanıcıya aittir, ekonomim.com bu sorumluluğu üstlenmez.
ekonomim.com'de yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yer alan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni okumuş ve kabul etmiş sayılır.
Kurallarımıza uygun şekilde saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun yorumlarınız için teşekkür ederiz.