Merkez Bankası, piyasada hemen hemen herkesin beklediği üzere 6 Mart tarihli Para Politikası Kurulu kararıyla politika faiz oranını 2,5 puan aşağı çekerek yüzde 42,5’e indirdi.
Peki Merkez Bankası’nın faiz konusunda bekleneni yapması doğru politikayı uyguladığı anlamına geliyor mu? TEPAV bünyesinde yaptığımız değerlendirmelere göre hayır. Zira bunun yansımalarını çeşitli kalemlerde de gördük.
İlki ve en olumsuzu enflasyon hedeflerinde oldu. Geçtiğimiz yıl, 8 Ağustos tarihinde Merkez Bankası’nın yayımladığı Enflasyon Raporu’nda, 2025 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 14 idi. Üzerinden bir ay geçmeden, hükümet bu tahmini, 5 Eylül 2024 tarihli Orta Vadeli Program’da yüzde 17,5’e yükseltti. Ardından Merkez Bankası 8 Kasım 2024 tarihli Enflasyon Raporu’nda bunu yüzde 21’e çıkardı. Artan yıl sonu enflasyon tahmininin ardından Merkez Bankası aralık ve ocak aylarında faizi düşürdü, akabinde de 7 Şubat tarihinde yayımladığı Enflasyon Raporu’nda enflasyon tahminini yüzde 24’e yükseltti. 6 ay içinde Merkez Bankası 2025 yıl sonu enflasyon tahminini tam 10 puan artırdı!

Merkez Bankasının 2025 yılı için enflasyon tahminini güncellemesiyle birlikte finansal piyasa analistleri de tahminlerini yeniden yüzde 30’lara doğru revize etti.
Benzer şekilde, yılbaşından bu yana gerek aylık enflasyon gerçekleşmelerinde gerekse enflasyon beklentilerinde bozulma yaşandı. Aylık enflasyonda, hükümetin yaptığı fiyat artışlarında geçmişten gelen yüksek enflasyonu baz alması da önemli bir etken oldu. Bu etkiyi, vergi ve idari kararlardan en çok etkilenen ulaştırma ve sağlık sektöründe birebir, hizmetler sektöründe ise dolaylı olarak. Ayrıca tüketici sepetinin yaklaşık üçte ikisini belirleyen gıda, barınma ve ulaştırma enflasyonunda da Merkez Bankasının elini rahatlatan fiyat artışlarını henüz göremedik. Aksine yıl başından bu yana kira ve ulaştırma enflasyonunda trend yukarı yönlü oldu.
Merkez Bankası’nın Şubat Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu’nda yayınladığı üzere 3 aylık ortalamalara göre yumuşatılmış enflasyon ana eğilim göstergeleri, yıl başından bu yana yönünü yine yukarı döndü. Zira faiz indirimleri öncesinde de bu göstergede indirimleri destekleyecek bir iyileşme yaşanmamıştı.
Özet itibarıyla mali, idari ve yapısal politikalarla yeterli destek almayan tek ayaklı bir dezenflasyon politikasında erken başlayan ve devam eden faiz indirimleriyle birlikte ne fiyat istikrarı ne de ekonomik büyümede istenen hedeflere ulaşabiliriz.